Tem 30

TARİHTE BUGÜN

30 Temmuz

1629 – Napoli‘de deprem: 10.000 kişi öldü.

1932 – Yaz OlimpiyatlarıLos Angeles‘ta başladı.

1966 – Birleşik KrallıkAlmanya‘yı 4-2 yenerek Dünya Futbol Şampiyonu oldu.

1971 – Boeing 727 tipi Japon millî yolcu uçağı ile bir Japon savaş uçağı, Morioka (Japonya) semalarında çarpıştı: 162 kişi öldü.

1987 – Mekke’de Hac sırasında İranlılar Amerika Birleşik Devletleri aleyhine gösteri yaptı. Suudi polisi ateş açtı, çok sayıda İranlı ve Suudi öldü.

Henry Ford (d. 1863)

Otto von Bismarck (ö. 1898)

Yvonne Strahovski (d. 1982)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 30

KURALLAR YOKSA ANARŞİ VARDIR

KURALLAR YOKSA ANARŞİ VARDIR

Çokça tekrar ediyoruz: Bizde bozulma yukardan gelir gibi görünür. Hem öyledir, hem değildir. Çünkü seçtiklerimiz aşağı yukarı bizim ortalamamızdır. Biz öyle olmasak onlar böyle olmazlar demek de doğrudur. Yani, birilerini suçlayarak yanlışlarımızı örtemeyiz.

Gücü verdiklerimiz kurallarla bağlıdır. Başa geçeni, kurallar zinciri bağlar. O zincirden kurtulmak isteyene sistem müsaade etmez. Sistem bozulursa olan olur.  Güçler tek elde toplanır. Yürütmenin unsurları tepedekine bakar. Meclis de karar almak için o tek ele bakar. En fenası adalet mekanizması da o ele bakar hale gelir. Şimdi o duruma yakın düştüğümüzü, gün yirmi dört saat yaşıyoruz.

Talimat almayacak tek güç varsa adalet mekanizmasıdır. Talimata düştüğü algısı oluşmuşsa her türlü kötülük azar. Nitekim azmıştır. Türkiye mafyavari şekillenmelerle sarılmış durumda görünüyor. Yalan talan havada uçuşuyor. Uyuşturucu orta mekteplere kadar girmiş, Millî Eğitim Bakanı kendince din sosu ekleme telaşında. Ve bozdukça bozuyor. Bozuyor, çünkü amaç okutma-öğretme-eğitme ve insan yetiştirme değil, peşine takılacak sürü oluşturmak. Bu türden kaba ideolojik bakışların insanla, fikirle alakası olmaz. Nitekim olmadığı görülüyor.

YUKARDAKİLER BOZGUNU HIZLANDIRIYOR

Başa geçirdiklerimiz kuralları istediğinde es geçer görününce aşağıdakiler başka türlü davranır mı? Erkek kadına, hasta doktoruna, öğrenci öğretmenine saldırıyor. Öğretmenler korkuyor, aileler korkuyor. Dövülen dövülene, ölen ölene. Hal böyle olunca ipin ucu bağlanmadan kaçıyor.

Millî Eğitim adıyla yaz-bozdan başı dönen çocuklar da kolaylıkla yıkıma katılıyor. Suça meyilliler artıyor. Mafyaya özenen mi ararsın, çete kurarak uyuşturucu peşinde koşanı mı? Bakanımızın derdi bunlar değil! “Kâbede hacılar” tamtamının peşinde kendinden olmayanları nasıl döveceğini düşünüyor.

Millî Eğitim temel olduğu için onu örnek seçiyoruz. Yine düşündürmek için söyleyeceğim, dindar ve kindar insan tipi yetiştirmek isteğini analiz ederseniz iyilik namına kırıntı bulamazsanız şaşırmayın!

DİN DİYENLERİN DÎNİ

İşte görüyoruz, din diyenler din dışı işlerle toplumu zehirliyorlar. Dünyadan, tarihten örnek de almıyorlar. Hristiyan engizisyonundan Humeyni rejimine din tekeli kuranlar hep bozdular. Zavallı İran’ın başına gelenlerin sebebi kendileridir. Humeyni rejimini din ve dinden zannetme ahmaklığını gösterdiler. Çoğu dinlerinden oldu.

Öyle bir dünyadayız. Hadi Netanyahu Yahudi şeriat devletinin başbakanı, baksanıza Trump da din fanatiği. Yalnız onlarda kuralların ve kurumların freni var. Bizde dinden görünme bozgunu onlarla kıyaslanamayacak durumda. Bozulmadık tarafımız neredeyse kalmadı. Kimse kimseye güvenemez halde. Gerginlik kol geziyor. Adalet adaletlikten, bakanlık bakanlıktan, cami camilikten, idare idarelikten çıkıyor. Okul okulluktan hayda hayda çıkıyor. Koca Âkif yüz yirmi yıl önce “Nasılsa mektebiniz, tıpkı öyle mâbediniz!” demişti. O paralelliği bütün sefaletiyle yaşıyoruz.

Bu durumda denecek çok açık: Haydut Amerika ve İsrail bölgemizde keyfince kasaplığa girişiyorsa dönüp kendimize bakacağız. Zayıfız. Hadi daha yumuşak söyleyelim, onlar kadar güçlü değiliz. Buraya nasıl geldiğimizi soracağız ve anlayacağız. Öncelikle göreceğiz, bizi de dinden vurdular.

“Biz kendimizi vuruyoruz” dersek kurtulmak için aklı davet etmeye başlamış oluruz.

Alıntı: A Yağmur Tunalı

Posted in Gündem | KURALLAR YOKSA ANARŞİ VARDIR için yorumlar kapalı
Tem 29

TARİHTE BUGÜN

29 Temmuz

1958 – NASA kuruldu.

1967 – Venezuela‘nın Karakas kentinde deprem oldu, yaklaşık 500 kişi öldü.

1981 – Büyük Britanya’da Galler Prensi CharlesLady Diana ile evlendi.

1987 – Margaret Thatcher ile François MitterrandManş Tüneli‘nin inşasına ilişkin anlaşmayı imzaladılar.

1989 – İran devlet başkanlığı seçimlerini Haşimi Rafsancani kazandı.

Benito Mussolini (d. 1883)

Vincent van Gogh (ö. 1890)

Mikis Theodorakis (d. 1925)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 29

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Şeriatçılar (Siyasi İslamcılar) özgürlük istemiyor, kendilerinden farklı düşünenlerin özgürlüklerini ellerinden almak istiyorlar.

* “Kâbe’si para olanın tavaf edeni çok olur.” Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın

* “Yalnızlığın en kötü hali, insanların seni anlamadığı zamandır.” George Eliot

* “Birinin sana gerçekten ne kadar değer verdiğini, artık sana ihtiyacı kalmadığında nasıl davrandığına bakarak anlarsın.” Friedrich Nietzsche

* “Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız. Bizi öldürmek değil canlı mezara koymak istiyorlar. Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir cüret belki bizi kurtarabilir. Zaten başka türlü dönüş imkânı yoktur.” Mustafa Kemal Atatürk

Posted in Atasözleri Vecizeler | ALTIN SÖZLER için yorumlar kapalı
Tem 28

TARİHTE BUGÜN

28 Temmuz

1402 – Osmanlı Padişahı Yıldırım BayezidAnkara Muharebesi‘nde Timur‘a yenilerek esir düştü; Osmanlı’da Fetret Devri başladı.

1821 – Arjantinli general José de San MartínLima‘ya girerek Peru‘nun İspanya‘dan bağımsızlığını ilan etti.

1929 – Savaş esirlerine ilişkin Cenevre Konvansiyonu, 48 ülke tarafından imzalandı.

1943 – II. Dünya SavaşıBritanya Kraliyet Hava Kuvvetleri‘nin Hamburg‘u bombalaması sonucu çıkan yangınlarda 42.000 Alman sivil öldü.

1976 – Çin‘de 8,2 şiddetindeki Tangshan depremi meydana geldi.

Antonio Vivaldi (ö. 1741)

Johann Sebastian Bach (ö. 1750)

Hugo Chávez (d. 1954)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 28

MİLLÎ GÜNLER VE (MİLLÎ) FAY HATLARI

MİLLÎ GÜNLER VE (MİLLÎ) FAY HATLARI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 10 Kasım dolayısıyla yaptığı konuşmada, “Son dönemde milli günlerimizle ilgili yıkıcı, yıpratıcı ve toplumsal fay hatlarını kaşıyan tartışmaların gündeme taşınmak istendiğini görüyoruz. Güya cumhuriyetimizi yüceltmek adına şanlı tarihimizi yok sayanlar ile 102 yıllık cumhuriyet tecrübesini önemsizleştirmeye çalışanlar, zahirde tezat içinde görünmekle birlikte, esasında aynı amaca hizmet etmektedir.

Medyanın köpürttüğü toplumsal gerilimden beslenen siyasetçilerin de büyüttüğü bu cepheleşmenin en büyük mağduru ise, bizatihi Gazi Mustafa Kemal olmakta; Atatürk’ün hatırası ve eserleri olmaktadır.

Burada şu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizmek durumundayım: Medya, sosyal medya ve siyasette Atatürk maskesi takarak bu millete ve milletin değerlerine düşmanlık edenlere nasıl karşıysak, istiklal harbimizi zafere ulaştırarak milletimizin önünde yeni bir yol açan Gazi Mustafa Kemal’e yönelik hakaretamiz ifadelere de aynı şekilde karşıyız.” dedi

Ancak Erdoğan‘ın veya iktidarın, geçmişte, Atatürk, milli bayramlar veya milli günlerle ilgili olumsuz söz ve davranışlarını bir kenara bırakacak olsak bile sürdürülen açılım politikalarının, Atatürk‘ün en büyük eseri olan Türk devletinin kuruluş felsefesini ortadan kaldırmaya dönüştürülmek istenmesi karşısında, bu konuşmanın olumlu yönlerine kapılmamak gerekiyor!

Atatürk‘ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı, Erdoğan döneminde uzun yıllar, milli günlerde Atatürk‘ün camilerde anılmasını engellemiş hatta bizzat Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ayasofya’nın ibadete aşılışı sırasında “Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’yı cami olması için vakfetti. Bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar! Vakfedenin şartını çiğneyen lanete uğrar” diyebilmiştir. Oysa Ayasofya’nın müze haline getirilmesi, Boğazların Türk egemenliğine alınabilmesini sağlamak içindi…

Yeni gelen Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş ise makam odasına Atatürk fotoğrafı asmakla birlikte, 10 Kasım öncesi Cuma hutbesinde Atatürk’e yer vermedi. Yine de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 10 Kasım dolayısıyla yayınladığı mesajda, “Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 87’nci yılında saygı ve minnetle yâd ediyoruz. Bu vesileyle aziz milletimizin varoluş çabasını temsil eden ve dünyanın pek çok yerindeki mazlumlara ilham kaynağı olan milli mücadelemizin tüm kahramanlarına Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyoruz.” denilmiş olması önemlidir.

Yalnız, Cumhuriyetin bütün değerleri ayaklar altına alınırken, nihayet Atatürk’ün hatırlanmış olması, kimseyi teselli etmez hatta “Açılım politikaları yüzünden kaybedilen halk desteğini almaya mı çalışıyorlar?” sorusunu sordurur!

***

Şunu da belirtmeliyim ki milli günlerimizle ilgili tartışmalar, örnek olarak, cumhuriyet dönemini “100 yıllık reklam arası” olarak göstermek, toplumsal fay hatlarını kaşımaktan öte doğrudan, milli varlığımıza saldırıdır.

Ayrıca milli kimliğimizin yerine üçlü millet kimliği yerleştirmeye çalışmak nedir?

Yoksa milli günlerimizi coşkuyla yaşamak, fay hattı yaratmaz; bizi millet yapan değerlerin ve tarihin hatırlanmasını sağlar. En büyük milli gün ise Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim günüdür. Biz, yakın zamanda 15 Temmuz’un milli gün ilan edildiğine da tanık olduk! Gerçekte 15 Temmuz, Türk tarihine, bir utanç günü olarak geçmiştir, çünkü 15 Temmuz’da Türkiye, kendi ordusunun içinden vurulmuştur!

Henüz iç yüzü aydınlatılamamış 15 Temmuz ihanetinin aynı gün def edilmiş olması, Türk ordusunun, yargısının, emniyetinin ve üniversitelerinin, bizzat ülkeyi yöneten iktidar tarafından, uzun yıllar ABD’nin istihbarat servisi CIA’nın kontrolündeki bir cemaat-tarikat yapılanmasına teslim edilmiş olduğu gerçeğini unutturamaz!

***

Atatürk’ün dediği gibi asıl olan, iç cephedir… İç cepheyi sağlam tutmanın bir yolu da yolu milli günlerimizi, 7’den 70’e coşkuyla yaşamak ve yaşatmaktır…

Alıntı

Posted in Gündem | MİLLÎ GÜNLER VE (MİLLÎ) FAY HATLARI için yorumlar kapalı
Tem 27

TARİHTE BUGÜN

27 Temmuz

1526 – Osmanlı İmparatorluğu ile Macaristan Krallığı arasında yaşanan Petrovaradin KuşatmasıOsmanlı zaferiyle sonuçlandı.

1794 – Fransız İhtilali‘nin jakoben önderlerinden Maximilien Robespierre iktidardan düşürüldü ve Fransa Millî Meclisince tutuklandı.

1914 – AvusturyaSırbistan‘a resmen savaş ilân etti; I. Dünya Savaşı başladı.

1953 – İki milyondan fazla kişinin öldüğü Kore Savaşı sona erdi. Ateşkes anlaşması Panmuncon’da imzalandı.

1991 – Adige CumhuriyetiRusya sınırları içinde kuruldu.

IV. Murad (d. 1612)

Alexandre Dumas (d. 1824)

António de Oliveira Salazar (ö. 1970)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 27

BAL

BAL

* Bir kaşık bal bir insanı 24 saat yaşatmaya yeterlidir.

* Dünyanın ilk paralarından birinde arı sembolü bulunmaktadır.

* Balın canlı enzimler içermektedir.

* Metal bir kaşıkla temas ettiğinde balın bu enzimleri ölür

* Bal yemenin en iyi yolu tahta bir kaşıktır; eğer bulamıyorsanız plastik kaşık kullanın.

* Balın beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olan bir madde içermektedir.

* Bal, dünyada tek başına insan hayatını sürdürebilen birkaç gıdadan biridir.

* Arılar, Afrika’da insanları açlıktan kurtarmıştır.

* Arıların ürettiği propolün en güçlü doğal antibiyotiklerden biridir.

* Balın son kullanma tarihi yoktur.

* Dünyanın en büyük imparatorlarının cesetlerinin çürümeyi önlemek için altın tabutlara gömüldüğünü ve ardından balla kaplanmıştır.

* “Balayı” (balayı) teriminin gelin ve damadın evlendikten sonra doğurganlık için bal tüketmesinden gelmektedir.

*Bir arının 40 günden daha az yaşar, en az 1000 çiçek ziyaret eder ve bir çay kaşığı kadar bal üretir, ancak bu onun için ömür boyu sürecek bir iştir.

*Arıların değerini bilelim

Kaynak: National Geographic

Posted in Hikayeler | BAL için yorumlar kapalı
Tem 26

TARİHTE BUGÜN

26 Temmuz

1933 – Adolf Hitler görme, duyma gibi sorunları olan engelli Almanların kısırlaştırılacağını açıkladı.
1951 – Şair Nâzım Hikmet vatandaşlıktan çıkarıldı.
1952 – Mısır Kralı I. Faruk, tahtını oğlu II. Fuad’a devretti.
1953 – Moncada Kışlası baskınıyla Küba Devrimi başladı. Devrimcilerin lideri Fidel Castro tutuklandı.
1956 – Dünya Bankası’nın Asvan Barajı’nın inşasını desteklemekten vazgeçmesi üzerine Mısır devlet başkanı Cemal Abdünnâsır, Süveyş Kanalı’nı millileştirdi.
George Bernard Shaw (d. 1856)
David Heyman (d. 1961)
Oğuz Aral (ö. 2004)

Posted in Tarihte Bugün | TARİHTE BUGÜN için yorumlar kapalı
Tem 26

MUHALEFETİ BOĞMAK İÇİN ABD’NİN VERDİĞİ MEŞRUTİYET YETMEDİ

MUHALEFETİ BOĞMAK İÇİN ABD’NİN VERDİĞİ MEŞRUTİYET YETMEDİ

Gazeteci Fatih Ergin’in, yeni çıkan “27 Mayıs İhtilali ve Gizli Lideri: Bay Gölge” adlı kitabından bahsetmiştim… Fatih Ergin, Türkiye ile ABD arasında 5 Mart 1959’da imzalanan, Resmi Gazete’de yayınlanan Güvenlik ve İşbirliği Anlaşması’nın birinci maddesinde, “ABD Hükümeti, talebi üzerine, Türkiye Hükümetine yardım etmek için silahlı kuvvetlerin kullanılması da dahil olmak üzere ABD Anayasası’na uygun gerekli her türlü harekete girişecektir.” denildiğini belirterek “Bu anlaşmayla ABD’ye, Türkiye’ye silahlı müdahale yetkisi verilmişti… 16 Mayıs 1960 tarihinde yürürlüğe giren bu anlaşma, cumhuriyet tarihindeki utanç vesikalarından biridir. Demokrat Parti Hükümeti, iktidarda kalabilmek uğruna, gerekirse muhalefeti ABD ordusuna boğdurmak için böyle bir anlaşmaya imza atmıştı.” diyor.

***

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Antalya’daki toplantıda monarşi rejimini öven ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’a tepki göstererek, “Monarşiden sonra demokrasiyi getiren Atatürk’ün kurduğu ülkede, monarşiyi övmek hadsizliktir. Bu vakitten sonra Tom Barrack’ı istenmeyen insan ilan ediyoruz. Persona non grata’dır. Özür dilemedikçe bir dakika daha bu görevi yapamaz” dedi.

Özgür Özel daha sonra da Türkiye’de yaşananların “çok büyük bir emperyalist projenin bir parçası” olduğunu ifade etti. Özel“Benim suçum, Amerika’nın İsrail’in bölgede planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek.” diye konuştu…

Özel‘in bu açıklamaları sosyal medyada “Emperyalist proje olduğuna inanmaya yeni mi başladınız? Bu süreç, siz o Öcalan komisyonuna girmeseniz yürümezdi! Sorumlusunuz!” eleştirileriyle karşılandı.

AKP iktidarı ise ana muhalefeti şimdilik ABD ordusuna boğdurmasa da siyasallaştırdığı yargı sayesinde parçaladı.

***

Yolsuzluk söz konusu ise rüşvet aldıkları ortaya çıkan ve istifa eden dört bakan hakkında soruşturma bile açılmadı! Halk Bankası davasını, Erdoğan‘a karşı şantaj amacıyla Demoklesin kılıcı gibi yıllarca elinde tutan ABD yönetimi, sonunda AKP iktidarıyla uyum içinde bu davanın düşmesini sağladı. Halk Bankası davasının düşürülmesi, ABD Başkanı Trump‘ın, Tom Barrack‘a, “Erdoğan’ın neye ihtiyacı var? Meşruiyete… Biz de ona ihtiyacı olanı verelim…” demesinden sonra karara bağlandı.

Daha önce de katıldığı bir yayında konuşan ABD’li Senatör Chris Murphy, “Bildiğiniz üzere, Türkiye’de muhalefete karşı büyük bir baskı var. Muhalefet liderini (Ekrem İmamoğlu) hapse atma kararının Donald Trump ile yapılan bir telefon görüşmesinden sonra yapılması tesadüf değil. Muhtemelen Trump tarafından onaylandı ve yeşil ışık yakıldı” demiş, bu iddiayı yalanlayan olmamıştı…

Şimdi sıra Özgür Özel‘i ve ekibini tutuklamaya geldi. Haklarında fezleke hazırlanmasının sebebi budur.

***

Gazeteci Can Ataklı, tam da bu konuda, “Trump Erdoğan’ı niye bu kadar övüyor? ‘Başından beri birlikte çalışıyoruz’ diyor. Peki ne yaptı? İran’ı mı ikna etti, Amerika’ya anlaşma konusunda baskı mı yaptı, İsrail’e mi bir şey yaptı? Bilmiyoruz…

Demek ki henüz bitmemiş bir şey var.

Erdoğan müttefik arıyor, bir sıkıntısı var belli.

Trump gibi küstah bir adam Katar’ı, Zelenski’yi, AB’yi paçavra gibi yaparken Erdoğan’a toz kondurmuyor.

Halkbank davası birden bitti…

Ne verdik de bitti? Erdoğan’ın kamuoyuna açıklayamadığı ne gibi bir taviz verildi?” diye sordu.

***

Bu arada Dışişleri Bakanı Hakan Fidan‘ın, Trump‘ın bitmek bilmeyen Erdoğan övgüleri devam ederken, Moskova’da Lavrov ve Putin ile görüşmesi, Erdoğan‘ın Trump‘a güvenmediğini göstermektedir. Putin ise görüşmeden sonra “Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler dostane bir nitelik kazandı ve giderek daha fazla yeni içerikle doluyor. Bu, büyük ölçüde ve öncelikle Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın tutumundan kaynaklanıyor. Ona en içten selamlarımı iletmenizi rica ederim.” dedi.

Putin ayrıca, “Dünyanın iki süper gücü. ABD ve Rusya… İkisi de Türkiye’yi yanlarında görmek istiyor. İkisi de Erdoğan’ın bölge ve dünya için öneminin farkında. Şöyle bir konjonktürde Avrupa Parlamentosu’nun raporuna bel bağlayanlar bir kez daha düşünsün derim” ifadelerini kullandı.

Putin, Rusya’da kendi muhalefetini boğduğu için Türkiye’deki ana muhalefetin, iktidar tarafından boğulması konusuna hiç girmedi…

***                                                                                                                                                                    Demokrat Parti Hükümeti, iktidarda kalabilmek uğruna, gerekirse muhalefeti ABD ordusuna boğdurmak için ABD ile anlaşma imzalamıştı… AKP iktidarına ise ABD’nin meşruiyet vermesi yetmiyor, Rusya’dan da destek alıyor…

Alıntı. Arslan Bulut Yeniçağ

Posted in Gündem | MUHALEFETİ BOĞMAK İÇİN ABD’NİN VERDİĞİ MEŞRUTİYET YETMEDİ için yorumlar kapalı